HEWLER ZİYARETİ VE İMRALI GÖRÜŞMESİ NE ANLAMA GELİYOR …


Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçtiğimiz günlerde önce Bağdat merkezi hükümetini ardından Kürt Bölgesel Yönetimini ziyaret etti.

Ardından 6 Mayıs’ta PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları 2 Mayıs günü Öcalan’la yapılan bir görüşme gerçekleştirdiklerini kamuoyuna duyurdular.

Önceden yapılan bir görüşme seçimlerin iptal edildiği güne denk getirilmesi bir mesaj mıydı? Bundan ne anlamak gerekiyor? Siyasal iktidar yavaştan Kürtlere sempatik görünmeye mi çalışıyor?

Buna benzer bir sürü soru sorulabilir fakat önemli olan bu görüşme ve İstanbul seçimlerinin bağlantısı.

Siyasal iktidar İstanbul’da Kürtler olmadan kazanamayacağını bilir.

İstanbul seçimleri kaybeden fakat seçimlerde usulsüzlük olduğunu dile getiren siyasal iktidar sonunda muradına erdi. YSK tarafından oy çokluğu ile iptal edildiği duyurulan İstanbul seçimleri ile aynı gün İmralı yüksek güvenlikli cezaevinde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları müvekkilleriyle görüştüklerini dile getirerek kısa bir basın açıklama yaptılar. Açıklamada soru kabul etmeyen avukatlar müvekkillerinin uğradıkları hak ihlallerini dile getirdikten sonra, Suriye (Rojava), Türkiye ve açlık grevlerine dair birkaç bilgi notu paylaştılar. Görüşme içeriğine ve yorumuna hiç girmeden, gelelim asıl meseleye, yani Hewlér ziyareti ile başlayan, İmralı ile devam eden süreç yeniden açılımına mı işaret ediyor?  

Siyasal iktidar süreci buzdolabından çıkartır mı?

Bu şuan için zor görünüyor, fakat görünen o ki uzun bir süredir Kürtlere sırtını dönen Irak Kurdistan Bölgesel Yönetiminde yapılan referandumda ters bir tavır takınan, işe vana-musluk gibi tadilat işlerini karıştıran, sınırda ırak güvenlik güçleri ile tatbikat yapan ve referandumdaki sonuca saygı duymak yerine düşmanca bir tutum sergileyen, yürütmüş olduğu çözüm sürecini buzdolabına kaldıran, coğrafyada bulunan Kürtlerin hemen hepsinin gönlünü kıran, Milliyetçi/ırkçı kesimlerle güç birliği yapan ve bundan ciddi anlamda zarar gören siyasal iktidar, Kürtlerin gönlünü almaya çalışıyor ve bunu yaparken de fazla renk vermiyor. Çünkü hala küçük ortağı ile işbirliği devam ediyor.

İstanbul seçimlerinin kaybetmesinin altında yatan en büyük amaç: bir yandan ittifak için pazara kadar değil mezara kadar diyen, ancak bu işin sonunun gerçekten siyaseten mezar olduğunu fark eden iktidar Anti-Kürt politikasından geri vites yapmak zorunda kalmış görünüyor; zaten aksi halde güçlenen Kemalist ideoloji karşısında İstanbul’da Kürtlerin desteği olmadan asla kazanamayacağını bilir.

Öte yandan küçük ortak MHP ile yapılan ittifaktan duyulan rahatsızlık her geçen gün biraz daha dillendiriliyor. En son Başbakan eski yardımcısı ve Meclis eski başkanı aynı zamanda AKP kurucu üyesi Bülent Arınç, oy düşüşünün MHP’den kaynaklandığı açıkça dile getirdi. Partinin ağabeylerinden olan ve Erdoğan ile arası açılmayan, fakat çoğu zaman muhalif gibi görünen Arınç, belli ki ittifaktan duyulan rahatsızlığın sesi olmuş. Bu görüşün AKP içinde yaygın görüş olduğu da bilinen bir gerçek.

Gelelim İmralı görüşmesine; uzun bir zamandır görüş gerçekleştirilmeyen Öcalan ile 2 Mayıs’ta görüşen avukatlar bugün yani tam da İstanbul seçimlerinin iptal edildiği gün olan 6 Mayıs günü bir açıklama yaparak, müvekkilleriyle görüştüklerini dile getirdiler. Peki 2 Mayıs’ta yapılan bir görüşme neden 4 gün sonra açıklanıyor!? Eğer süreci biraz doğru analiz edip yorumlarsak, şöyle bir durum ortaya çıkıyor:

İktidarın iptal edilmesine rağmen, Kürt oyları olmadan seçimi kazanmayacağını veya en azından Kürtlerin destek verdiği siyasi parti olan HDP’yi seçime sokmanın bir yolunu bulmaya çalışacağı kesin. Fakat ikinci seçenek biraz zor görünüyor, çünkü HDP bunu yapamaz. Elbette İmralı’dan açıkça hükümete destek çağrısı beklemek siyaseten mantıksız, ama seçime kadar İmralı ile geliş-gidiş olacağı ve bunun sonunda bir pazarlık olacağı konusunda şüphe yok.

Hiçbir pazarlık yapılmadan CHP’ye altın tepside sunulan seçimlerin ne öncesinde ne sonrasında seçilen CHP’lilerden HDP’ye bırakın bir teşekkür, HDP’ye dair en ufak bir ima bile yapılmadı. Üstelik HDP’nin bölgede kazandığı belediyeler iktidar partisine hediye edilirken, itirazları jet hızıyla reddedilirken, CHP buna en ufak bir tepki bile vermedi. Kim bilir belki de YSK’yı kızdırmak istemedi. CHP kendi işine geldiği kadar hak, hukuk, adalet istedi ve maalesef “kendine demokrat” kavramını ortaya çıkardı. Şimdi kendi kendine çalıp oynayacak. Demokrasi dersleri verecek ve YSK’yı ihanetle suçlayacak.

Şimdi yeni bir süreç var ve seçimin kilidini yine Kürtler açacak. Bu süreçte iktidar ister istemez yumuşak bir tavır takınacak ve bunu yaparken küçük ortağını kırmamaya çalışacaktır.

Önümüzdeki günlerde Öcalan-İmralı ve HDP’nin çokça konuşulacağı, CHP’nin bol bol hukuk bilgisi ve demokrasi dersi verdiği bir süreç bizi bekliyor.

Bahoz Colemerg

6 Mayıs 2019/ Ankara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir